Sponsor

23 Mayıs 2017 Salı

DirenÜniversite Manifestosu



NASIL BİR DÜNYA İSTİYORUZ?

Direnişçi Üniversiteliler olarak yaşanılır ve sahici bir dünya istiyoruz. Yaşanılır bir dünya istiyoruz; çünkü bugün dünya geri döndürülemez bir şekilde uçuruma itiliyor. Kapitalizm, dünyayı sırtında taşıyan Atlas’ın kanını emiyor. Tüm canlı hayat metalaştırılıyor. Artık insanlık, bu iş böyle giderse sonucun topyekûn yıkım olduğunun farkına varıyor. Coğrafyamızda üniversite gençliğinin ezilen halklarımızın mücadele tarihinde yarattığı değerler ve bugün yerkürede kapitalizme karşı büyüyen isyan dalgası Direnişçi Üniversitelilerin esin kaynağıdır. Kapitalizmin tüm kurumları ve insan ruhunu çürüten iğrenç değer yargıları öfkemizin ve isyanımızın hedef tahtasındadır. Direnişçi Üniversiteliler, anti-kapitalist bir üniversite gençlik örgütüdür. Bugün dünyanın her köşesinden feryat sesleri geliyor. Başta Ortadoğu olmak üzere, emperyalizm tüm dünyayı kanla yıkıyor. Direnişçi Üniversiteliler, çocukların bombalandığı bir dünyayı alaşağı etme girişimidir. Sahici bir dünya istiyoruz; çünkü bugün billboardlardan politikacılara kadar her yerde yalan ve hile egemen. Reklam panolarındaki mutluluk pozlarının ardından fışkıran gökdelenler, yoksulların parçalanmış bedenleri üzerinde yükseliyor. Kapitalizm insanlığa büyük trajediler yaşatıyor. Direnişçi Üniversiteliler bu trajediyi öfkeye, öfkeyi kapitalizme isyana döndürme girişimidir.
Kapitalist üretim ilişkilerinin temel yasası olan “azami kar” bugün insan ilişkilerine zehirli soluğunu üflüyor. Azami kar yasasının insan doğasına aykırılığı ise anti depresan ilaçlarının kullanımını muazzam bir biçimde artışına sebep oluyor. Kapitalizm “gölgesini satamadığı ağacı kesiyor, kar edemeyen insanı ruhsal olarak kemiriyor!” Direnişçi Üniversiteliler, yerküreye kapitalizmin dayattığı bu kapkara tablonun üzerine isyanın gökkuşağı gibi doğması için mücadele eder.
Kapitalizmin lağım çukurundaki bir hayat yerine onu yakıp kül edecek bir  ateşin ilk kıvılcımları olabilmenin sonsuz sabırsızlığını ve coşkusunu taşır. İnsanın insanı sömürmediği, aç yatılıp aç kalkılmayan, gelecek kaygısıyla kıvranılmayan, eşitlikten, adaletten, özgürlükten, barıştan yana ve tüm canlı hayatın doğal dengesini gözeten yaşanılır ve sahici bir dünyanın kurulabileceğine inanıyoruz. Gerçekçiyiz ve imkânsızı istiyoruz!

NASIL BİR ÜNİVERSİTE İSTİYORUZ?

Adımımızı attığımız üniversiteler, bizlere üniversitelerin nasıl olmaması gerektiğinin canlı örnekleri. Buram buram bilim kokan üniversitelerde değiliz hiçbirimiz. Üretimden uzağız. Üretim, ancak sermayenin ihtiyacı doğrultusunda ya da özneleri nesneleştirme konusunda gündeme geliyor.
İnsana, topluma, doğaya yabancılaşmış bir mekanizma bilim diye, üniversite diye önümüze koyuluyor. Doğa bilimleri ve toplum ayrıştırılmış durumda. Oysa realite başkadır, başka olmalıdır. Bilim doğadan kopartılmakla kalmamış, sistemin çıkarlarından ve doğanın talanından yana durmuştur. Üretilen metalar küçük bir azınlığın hizmetine sunulsa da tahribatı ekolojinin tümünedir.
Üniversiteler, kendisini kariyerizmle var eden, yükselmeyi “değer,” tüketmeyi yaşam haline getirmiş insanlar üreten bir “paçavralaştıma mekanizması”na dönüşmüştür üniversite. Kendi öznelerini yok sayan bir üniversite tablosudur bugün karşımızda duran. Öğrencilerin, akademisyenlerin, çalışanların değil; sermayedarların, hükümetlerin ve her nefesini sermaye adına alan rektörlerin/dekanların
söz hakkıdır üniversitelerde esas alınan. 
80 darbesiyle başımıza bela edilen, otoritenin oyuncağı YÖK’ü de anmak gerekir elbette. Kafamızı nereye çevirsek bizleri gözetleyen kameralar, ücretsiz yemek yiyen öğrenciye bile açılan soruşturmalar, gri değil rengârenk bir yaşam alanı isteyen öğrencilere saldıran özel güvenlikler, haksızlığa karşı duranın karşısına dikilen polisler… YÖK, tüm akıllara zarar baskıcı uygulamalarıyla otoriterleşmenin üniversitelere izdüşümüdür.
Bilim, özgürlük ikliminde boy verir. Özgürlüğün olmadığı yerde bilimden söz edilemez. Hal böyleyken bilimsel üretimin önünde engel teşkil eden rekabetçi, yasakçı, tekçi, niteliksiz üretim anlayışı kabul edilemez. Üniversite bilimin ve özgür düşüncenin geliştirildiği yer olmalıdır.
Bilim ufak bir azınlığın değil bütünün-kolektifin yararına olmalıdır.
Zorunlu hazırlık uygulamalarıyla yahut otoritenin zorunlu kıldığı dil ile bilim olmaz. Bilim dili anadildir.
Üniversitelere ayak basmak paralıdır. Oysaki bilim halk için, halktan yana olmalı, bilgi meta olmaktan çıkarılmalıdır.
İnsanın doğaya sınırsız hükmetme hakkı yoktur. Üniversitelerde bilimsel üretim ekolojik dengeyi esas almalıdır.

OLMAZSA OLMAZLARIMIZ

Antikapitalist Mücadele Bir Zorunluluktur!

Direnişçi Üniversiteliler, bugün insanlığın yaşadığı temel sorunun kökenini kapitalizmde görür. Üretim ilişkilerinin ortaya çıkardığı, sermayenin emek üzerindeki tahakkümü, Direnişçi Üniversiteliler için yaşanan tüm haksızlıkların kökenidir. Bugün gelinen aşamada, yerküre üzerinde girmediği ve yaşam alanlarımızda fethetmediği en ufak bir alan bırakmayan kapitalizm, emeğin sömürüsünden öteye topyekûn canlı hayatın sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir. Direnişçi Üniversiteliler, tüm kötülüklerin kaynağı olarak kapitalizmi işaret eder. Kapitalist paradigmanın üniversiteye izdüşümü olan “sermaye için bilim” mantığının tersine “emek cephesi için bilim”i savunur. Kökenini yine aynı sebepten alan fırsat eşitsizliğine karşı mücadele eder. 

Adaletsizliğe Karşı Her Dilde İsyan Haktır!

Kapitalizmin korkunç adaletsizliğine, paranın saltanatına karşı kabına sığmayan öfke ve sınıf kini, Direnişçi Üniversitelilerin mücadele coşkusunun mayasıdır. Bu karakter özelliğiyle gözü, kulağı, yüreği, beyni yoksul halkın büyütülecek isyanındadır. Direnişçi Üniversiteliler, tüm dünyada kapitalizmin azgın saldırganlığına karşı yoksulların adaletsizliğin kaynaklarına yönelecek her türlü mücadelesini doğal bir hak sayar. Direnişçi Üniversiteliler yoksulların üniversitelerden
yükselen sesidir. 

Ya Belirlenmiş Hayatlar ya da Özgürlük!

Türkiye kapitalizmi, halkın yükselen sesini boğmak için paşaları aracılığıyla gerçekleştirdiği 12 Eylül faşist darbesiyle baskıcı/otoriter yapısını halka nefes aldırtmayacak boyutta yaşamın her alanında derinleştirmiştir. İsyanın ve özgür düşüncenin odaklarından olan üniversitelerin payına da YÖK denilen pranga düşmüştür. Yer yer gençliğin yükselen mücadelesiyle gedikler açılsa da faşist kurumsallaşma o günden bugüne sürmüştür.
Günümüzdeyse bu korkunç otoriter yapı AKP eliyle zirveye taşınmıştır. Faşizmin kurumsallaşmasının geldiği aşama itibariyle üniversiteler artık kapitalizmin bireyi terbiye etmeye/normalleştirmeye/muhafazakârlaştırmaya/itaatkâr kılmaya yönelik otoriter kurumlarından birisi arasına yerleşmiştir. Üniversiteli gencin üniversite ortamındaki yaşamı irili ufaklı sayısız kurallarla örülmüştür. Kurallı yaşam, üniversitelerin asli unsuru haline getirilen özel güvenlikler ve sayısız gözetleme kameraları marifetiyle aralıksız denetlenmektedir. Gençliğin genelinin bu kuralları içselleştirmesi ve farkında bile olmadan uyması, beyinleri, ruhları teslim almaya çalışan otoriter yapının başarısıdır. Böylece toplumsal muhalefetin kapitalizmi tehdit eden önemli bir dinamiği zapt edilmiş olmaktadır.
Direnişçi Üniversiteliler, itaati, normalleşmeyi reddeder. Kapitalist sistemi yeniden üretmeye hizmet eden otoriteye itaat ve kapitalizmin norm anlayışı Direnişçi Üniversitelilerin bünyesine uymaz. Üniversitelerde konulan her kuralı isyanının gerekçesi olarak kabul eder. Direnişçi Üniversiteliler,
terbiye edilmeye çalışılan üniversite gençliğinin anti-otoriter özgürlük hareketidir.

Cinsiyetçi Yaklaşımlara Sıfır Tolerans!

Direnişçi Üniversiteliler, toplumun her alanında kök salmış bir egemenlik sistemi olan erkek egemen sisteme karşı kadınların özgürleşme mücadelesini destekler ve tüm cinsiyetçi yaklaşımlara karşı mücadele eder.
Direnişçi Üniversitelilerin tüm karar alma süreçlerinde ve örgütün çeşitli platformlardaki temsiliyetinde kadınların etkin olarak yer almasını sağlama konusunu ısrarla gözetir.
Direnişçi Üniversiteliler, LGBTİ bireylerin karşılaştıkları ayrımcılığa ve şiddete karşı mücadele eder. LGBTİ bireylerin özgürleşme mücadelesini destekler.

Diren Doğa!

Direnişçi Üniversiteliler, kendisi de doğanın bir parçası olan insanın doğaya karşı sınırsız tahakküm hakkına sahip olduğu anlayışını reddeder. İnsanlık tarihinin geldiği günümüz aşamasında kapitalizm, doğal dengede yarattığı korkunç tahribatla, canlı hayatın sürdürülebilirliğini tehdit eder boyuta ulaştırmıştır. Direnişçi Üniversiteliler doğayı metalaştıran kapitalizme karşı mücadele eder. Dünya’nın geri döndürülemez bir biçimde tahribatına karşı antikapitalist ve radikal bir eylem çizgisini savunur. 

Kurtuluş Yok Tek Başına!

Diplomalı işsizler ordusunu büyüten kapitalizm, gençliğin geleceğini karartmaktadır. Bu haliyle bile sistem, gelecek kaygısının isyana dönüşmesinin önüne geçmek için çeşit çeşit illüzyonlar sergilemektedir. Diplomanın hükümsüzlüğünü sezen genç, “sınıf atlamak” için daha fazla çırpınmaya zorlanmaktadır. Gencin önüne “yükselmenin sınırı yoktur” parolasıyla konulan türlü kariyer olanakları, fiyakalı sertifikalar, eğitim sürecinin bir parçası haline getirilmiştir. Üniversiteli genç, yanı başındaki arkadaşının üzerine basarak yükselme yarışında kapitalizmin kamçısını sürekli sırtına yemektedir.
Direnişçi Üniversiteliler, gencin kariyer peşinde koşmasını “üniversitelinin paçavralaşma hali” olarak kabul eder, kapitalizmin “yükselme” çağrısını “bataklığın ta dibine batmak” olarak okur. Bir basamak daha yükselmek için sergilenen her girişim bataklıkta debelenmekten öteye bir anlam taşımaz. Direnişçi Üniversiteliler, üniversiteli gençliğin anti-kariyerist örgütüdür.

Başka Bir Ulusu Ezen Ulus Özgür Olamaz!

Direnişçi Üniversiteliler, cumhuriyetin kuruluşundan bu yana süregelen Türk kimliği eksenindeki tekçi uluslaşma anlayışının yarattığı felaketleri görür ve bu anlayışı mahkûm eder. Buna karşı coğrafyamızda yaşayan en eskisinden daha dün gelenine, en kalabalığından en azınlığına kadar var olan tüm kimliklerin (Kürt, Ermeni, Rum, Alevi, Hıristiyan, Afrikalı, Suriyeli vs.) barış içinde eşit, kardeşçe yaşamasını savunur. Halklar arasında eşitsizliği besleyen ve düşmanlık tohumları eken şovenizme karşı mücadele eder. Ezilen, varlıkları inkâr edilen halkların mücadelelerini haklı görür ve yanında yer alır.

Gelecek Ellerimizde
Özgür Yaşam
Özgür Üniversite