Sponsor

29 Aralık 2015 Salı

Üniversitelerde Neler Oluyor?!


Özel güvenlikler yetmedi, üniversitelerin her yanı her gün polis işgali altında…
IŞİD yanlısı eli sopalı radikal islamcılar, üniversitelerde boy gösteriyor…
“Seçilmiş değil atanmış” yandaş rektörler, özgürlüklerini savunan öğrencilere disiplin cezaları yağdırıyor…
Gerçekten de üniversitelerimizde neler oluyor?...

AKP/Saray, üniversitelerden çok rahatsız…

Gözümüzü açtığımızdan bu güne hayatlarımıza çöken AKP diktatörlüğüne karşı önce Gezi’de, ardından 7 Haziran seçiminde büyük bir gedik açılmıştı. Diktatörlükten sıtkı sıyrılan halklarımıza, özgürlük şöyle bir göz kırpmıştı. Ne olduysa ondan sonra oldu. AKP/Saray, 7 Haziran seçimini tanımadı ve halklarımıza göz kırpan özgürlük umuduna savaş ilan etti. Öyle bir savaş ki bu, AKP Ankara’da insanlarımıza cumhuriyet tarihinin en büyük katliamını yaşattı… Doğuda, Kürt illerinde, barışa dört elle sarılan insanlarımızın üzerine tanklarla gidildi. Saray’daki, “ben gidersem çatışma ve kaos gelir” dedi. Çöreklendiği hayatlarımızdan çekip gitmemek için ülkeyi çatışma ve kaosa sürükledi...
Ülkenin doğusunda savaşı körükleyen AKP, batıda teslim alınacak ilk hedef olarak üniversiteleri gözüne kestirdi. Neden?
Tek cümleyle, “üniversite demek, Gezi demek…” Diktatörün yüreğini ağzına getiren rengârenk Gezi isyanının en belirgin rengiydi üniversiteliler. Gezi, özgürlük umutlarımızı yeşerten en önemli köşe taşıydı. O yüzden, özgürlük düşmanı AKP’nin yeni bir Gezi’ye asla tahammülü yok. O yüzden, üniversitelileri susturmak, başının belası üniversiteleri teslim almak zorunda… Şimdi, AKP diktatörlüğünün hedefi “tek sesli bir ülke, tek sesli üniversite!” O ses de diktatörün sesi olmalı elbette...

AKP üniversitelere bakınca dindar nesli görmek istiyor…

AKP için Gezi tehdidini ortadan kaldırmak, üniversitelerdeki özgürlükçü isyan ruhunu baskıyla, zorla sindirmek yeterli değil. Bu ancak nihai hedefe varmak için bir adım. Nihai hedef, bir bütün olarak üniversitelileri yeni bir kimliğe büründürmek; “dindar, muhafazakâr kimliğe…” Baş ağrısından ancak böyle kurtulabileceğini düşünüyor AKP…

Solcu öğrenciler, islam inancına mı saldırıyor?

İslamcı gruplar, üniversitelerde harekete geçti. Motivasyonları şu: “Solcular dinimize saldırıyor!...” Gerçekten böyle mi?

Yaşanan olayların yakınında olanlar için durum gayet açık. Ya da Gezi’yi yaşayanlar, bu iddianın arka planını rahatlıkla anlayabilir. Hani şu meşhur “Kabataş yalanı...” Kabataş’ta da üzerimize deri montlar giyip türbanlı bacılarına saldırmıştık değil mi? Elimizde içki şişeleri camiye ayakkabılarımızla girmiştik! Kafa, aynı kafa… Dil, aynı dil…

Peki, gerçek ne? Olayların yakınında olmayanlar için kısaca anlatalım:
IŞİD sempatizanı radikal islamcı gruplar, arkalarında AKP’nin polisinin desteği ellerinde sopalarla solcu öğrencilere saldırıyor. Bu saldırı günlerce sürüyor. Solcu öğrenciler kendilerini savunuyor ve karşılık veriyor. İşte bu noktada malum yalan üzerinden diğer islamcı gruplar harekete geçiriliyor: “Dinimize saldırı var!...” Kendi yayınları üzerinden “kâfir solculara nasıl gerekeni yaptıklarını” kahraman edalarıyla anlatanlar, birden mağdura yatıyor. Hem saldıran taraf olacaksın, hem mağdur durumda olan… Bu çelişki, kendi yayınlarında açıkça sırıtıyor.

AKP aklı, “Kabataş yalanı” benzeri bir yalanla dindar öğrencileri topyekûn hareketlendiriyor. Üniversitelere dindar muhafazakâr kimliğin giydirilmesi hedefinde önemli bir adım daha atılmış oluyor. Kısacası, AKP eliyle üniversitelerde özgürlükçü alan daraltılıyor, dindar muhafazakâr kimliğin alanı büyütülüyor. Özgürlükler ikliminde boy verebilecek olan bilimsel düşünceye, üniversiteler bir adım daha uzaklaştırılıyor…

Yandaş rektörler, AKP operasyonunda rollerini layıkıyla oynuyor…

Bir örnek: İstanbul Üniversitesi…
 Üniversitemizde “sıradan” bir gün. Sabah kapıdan kendi okulunuza girerken özel güvenliklerce didik didik aranıyorsunuz. İçeri adım attığınızda sağınız, solunuz, önünüz, arkanız polis. Düşüncelerinizi ifade etmenizin tüm araçları yasaklı. Polis ve özel güvenlikler, yandaş rektörün akıllara zarar yasaklarının bekçiliğini yapıyor.
Diyelim duvara afiş astınız; anında polis taarruzu başlıyor. Okulunuzun içerisinde kelepçelenip gözaltına alınıyorsunuz. Ya da polis saldırısı için bir başka bahane de yaratılmış durumda. IŞİD yanlısı radikal islamcılar çantalarında sopalarla “nasıl oluyorsa” didik didik aramadan geçip okula giriyor. O sopalarla solcu öğrencilere saldırıyor. Peşinden polis de yine aynı solcu öğrencilere saldırıyor. Solcu öğrenciler kelepçelenip gözaltına alınıyor.
Sonra?  Rektörlerin diğer saldırı atağı başlıyor: “Disiplin soruşturmaları!” Bütün bu saldırılarla karşı karşıya kalan öğrencilere disiplin soruşturmaları yağdırılıyor. Özgürlüklerini savunan öğrenciler okullarından uzaklaştırılıyor.
Kısacası, meydanı üniversitelerde siyasal islama bırakmamız sağlanmaya çalışılıyor…     

AKP aklı, üniversiteleri fethedebilecek mi?...

Mümkün değil! Mümkün olmadığını AKP de biliyor, görüyor. Üniversitelere her abanışında, hesapları Gezi’nin özgürlük ruhuna çarpıp dağılıyor.
Diktatörün, hayatlarımızın geri kalan kısmını da işgal etmesine izin veremeyiz. Artık tahammülümüzün sıfır noktasındayız. Ne onun küflenmiş, çürümüş aklı bizi ikna edebilir, ne de zorbalığı bizi korkutabilir. Biz Gezi gençliğiyiz! O bizlere giydirilmeye çalışılan dindar muhafazakâr kimlik bünyemize uymaz! 
AKP’nin “üniversiteler karın ağrısı” sürecek! Üniversiteliler, Gezi’ye, özgürlüğe, umuda sıkıca sarılmaya devam edecek! Diktatörlüğe teslim olmamız, itaat etmemiz isteniyorsa; tekrar söyleyelim, “işte bu mümkün değil…”
AKP’nin polisi, bir üniversite eylemini görüntülemeye çalışırken saldırdığı basın emekçisine şöyle demişti: “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak; bunu size öğreteceğiz!”
Biz üniversiteliler de anı şeyi düşünüyoruz ve AKP diktatörlüğüne sesleniyoruz:
“Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak; bunu size öğreteceğiz!...

DirenÜniversite
Direnişçi Üniversiteliler